Dikkat dağınıklığı. Unutkanlık. Erteleme. Bunları kim yaşamıyor ki?
Bu soruyu soran çoğu insan DEHB’yi küçümsüyor ya da tam tersi — her dağınık düşüncesini DEHB’ye bağlıyor. Oysa ikisi de doğru değil. DEHB, yani Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, günlük hayatı ciddi biçimde etkileyen, nörobiyolojik temelli bir durumdur. Tembellik değil. Karakter zayıflığı değil. Beynin farklı çalışması.
Peki ne oluyor beyinde?
DEHB’de sorun dikkat eksikliği değil, dikkat düzenlemesindeki tutarsızlıktır. Yani DEHB’li bir kişi ilgisini çeken bir konuya saatlerce odaklanabilir — buna hiperfokus denir. Ama sıkıcı, rutin ya da anlık ödül sunmayan görevlerde beyin adeta frene basıyor.
Bunun altında dopamin ve norepinefrin sistemlerinde bir düzensizlik yatıyor. Prefrontal korteks — planlama, dürtü kontrolü ve çalışma belleğinin merkezi — bu kişilerde farklı çalışıyor. Araştırmalar, DEHB’li bireylerin beyin gelişiminin bazı bölgelerde birkaç yıl daha geç olgunlaştığını gösteriyor.
DEHB nasıl görünür?
Üç temel tablo var: dikkat eksikliği ağırlıklı, hiperaktivite-dürtüsellik ağırlıklı ve bileşik tip. Yetişkinlerde hiperaktivite çoğunlukla dışarıdan görünmez — içeride bir huzursuzluk, durmak bilmeyen bir düşünce akışı olarak yaşanır.
Sık karşılaşılan belirtiler şunlardır: Başladığı işi bitirememek. Randevuları, anahtarları, cüzdanları kaybetmek. Zaman algısının bozulması — “beş dakika” geçer, bakarsın iki saat olmuş. Anlık dürtülere kapılmak. Duygusal tepkileri düzenlemekte zorlanmak.
Ve bir de şu var: Çoğu DEHB’li yetişkin, okul yıllarında “zeki ama tembel” ya da “daha çok çalışsa olur” gibi etiketler almıştır. Bu etiketler kişide derin bir yetersizlik hissi bırakır. Oysa sorun hiçbir zaman çalışmak istememek değildi.
DEHB tek başına gelmiyor
Bu, en çok göz ardı edilen kısım.
DEHB çoğu zaman yalnız gelmiyor. Tanı almamış ya da tedavi edilmemiş DEHB, zamanla başka tablolara zemin hazırlıyor. Bunlara psikiyatride komorbidite deniyor — yani eş zamanlı var olan durumlar.
Depresyon en sık eşlik eden tablolardan biri. Yıllarca “neden yapamıyorum” sorusuyla boğuşan, kendini sürekli yetersiz hisseden biri için depresyon kaçınılmaz bir son gibi hissettiriyor. Ama asıl sorun hiçbir zaman yetersizlik değildi — tanı konulmamış bir DEHB’ydi.
Anksiyete de sık görülüyor. Sürekli bir şeyleri unutma korkusu, son dakikaya bırakılan işlerin yarattığı kronik stres, sosyal ortamlarda “yine bir şey söyleyeceğim” kaygısı — bunların hepsi zamanla genel bir anksiyete zeminine dönüşebilir.
Madde kullanımı ise daha az konuşulan ama kritik bir nokta. DEHB’li bireyler dopamin sistemindeki düzensizliği bilinçsizce “düzeltmeye” çalışır. Nikotin, alkol, esrar ya da daha ağır maddeler kısa vadede o eksik dopamin stimülasyonunu sağlar gibi görünür. Bu yüzden DEHB, madde kullanım bozukluğu için önemli bir risk faktörüdür. Bağımlılık kliniğine gelen hastaların kayda değer bir kısmında, arka planda tanı almamış DEHB yatıyor.
İlişki sorunları da tablonun bir parçası. Dürtüsel kararlar, duygusal dengesizlik, söz unutmak, planlamamak, tartışma ortasında konudan konuya atlamak — bunlar partneri için yorucu, DEHB’li birey içinse utanç verici bir döngüye dönüşebilir. Pek çok çift terapisinde yıllarca “iletişim sorunu” olarak çalışılan şeyin altında aslında tedavi edilmemiş DEHB çıkabiliyor.
Bütün bunlar DEHB’nin ne kadar geniş bir alana yayıldığını gösteriyor. Ve şunu da gösteriyor: Tanı ne kadar geç konursa, bu tablolar o kadar derinleşiyor.
Türkiye’de tablo ne?
DEHB yalnızca çocuklara ait bir tanı değil. Dünya genelinde yetişkinlerin yaklaşık yüzde ikisi ile dördü arasında DEHB görülüyor. Türkiye’de ise farkındalık hâlâ çok düşük — özellikle yetişkin DEHB’si büyük ölçüde tanısız kalıyor.
Sizde DEHB var mı?
Tanı koymak bir psikiyatristin işi. Ama süreci başlatmak sizin elinizde. Eğer yukarıda anlattıklarım size tanıdık geldiyse, 2 dakikanızı ayırıp bilimsel geçerliliği olan bir özbildirim ölçeğini doldurabilirsiniz.
👉 ASR Özbildirim Ölçeği için tıklayın
Bu ölçek tanı koymaz. Ama size ve varsa psikiyatristinize önemli bir başlangıç noktası sunar.
